“Sinan ve Mekan” Konferansı

9 Nisan 1588 tarihinde öldüğü bilinen Mimar Sinan, her yıl, ulusal çerçevede "Mimarlar Günü" olarak da belirlenen 9 Nisan tarihinde çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bu bağlamda Gebze Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi'nde, 9 Nisan Mimar Sinan'ı Anma ve Mimarlar Günü’nden başlayarak yaklaşık beş hafta sürecek ve başta mimarlık öğrencileri olmak üzere diğer tüm katılımcılara açık olacak çeşitli etkinlikler düzenlenecektir. Bu etkinlikler kapsamında YTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Prof.Dr.Nur Urfalıoğlu 12 Mart 2019 Cuma günü saat 14.00 de GTÜ Mimarlık Fakültesi Konferans Salonu’nda “Sinan ve Mekan” adlı bir konferans vermiştir. Urfalıoğlu; Osmanlı İmparatorluğu’nun Klasik Dönemi’ne damga vuran ve çağdaşları tarafından Koca Sinan lakabıyla anılan Mimar Sinan’ı birçok yönüyle ele almıştır.

Öncelikle Sinan’ın Yavuz Sultan Selim zamanında henüz 17 yaşındayken devşirme olarak Yeniçeri ocağına alınması, bu ocakla birçok sefere katılıp köprüden kadırgaya/gemiye kadar çeşitli yapı üretimleri ile yararlılıklar göstererek göze girmesi, 1538 yılında  baş mimarlığa yükseltilmesi ve ölünceye kadar kesintisiz 50 yıl bu makamda kalarak, Osmanlının en geniş sınırlara ulaştığı dönemde, üç padişaha(Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim ve III.Murad) başmimarlık yapan, İmparatorluğun dört bir yanındaki imar etkinliklerini düzenleyen ve tasarlayan kişi olmasından söz etmiştir. Sinan’ın adı ile ilgili çeşitli kaynaklara dayanarak bilgi vermiş ve yine,  Pesendîde-i cihan (Cihanın beğendiği), Mîmâr-ı bî-akrân (Akrânı olmayan mîmar), Türk Mikelanjı gibi Sinan’a yakıştırılan bir çok sıfatdan söz etmiştir.

Sinan’ın hayatı ve yapılarının sayısı ile ilgili bilgi edinilebilen, aralarında Tezkiretü’l –Bünyan, Tezkiretü’l –Ebniye ve Tuhfetü’l –Mi’marin’in de bulunduğu yedi adet tezkireden söz etmiş ve bu yedi adet tezkireye göre toplam yapı sayısının 477 olduğunu, tezkirelerde sayılarda farklılıklar olduğunu belirtmiştir.

Çağdaşları Rönesans sanatçıları gibi çok yönlü bir kişilik olan Sinan’ın,  mekanlarının oluşmasında kendi yetiştiği çevrenin ve yapıyı yaptıran banilerin de etkili olduğunu, kaynaklar ve yapılarından örnekler üzerinde açıklamıştır. Sinan’ın menzil külliyesinden su yoluna, sebilden köprüye kadar geniş bir skalaya yayılan yapılarını örnekler ve bazı özel detayları ile açıklayan Urfalıoğlu, konuşmasının sonunda, Sinan’ın Süleymaniye Külliyesi’nde kendisine ayırdığı mezarındaki kitabe ve Sai Çelebi’ye yazdırdığı Tezkiret-ül Ebniye’nin sonundaki mimarlık alanında gösterdiği başarının yeterince anlaşılmadığını dile getiren şu cümle ile bitirmiştir:  “Tasarlayıp uyguladığım birçok cami, mescit ve diğer anıtsal yapıları bir kitapta topladım. Dünya durdukça eserlerimi gören sağduyu sahiplerinin çabamın ciddiyetini anlayacaklarını umarım. O zaman eserlerime insaf ile bakarak, beni hayırlı dualar ile anacaklardır inşallah.”. Konferans, Mimarlık Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından oldukça ilgiyle dinlenmiştir.