Kutlu Doğum Haftası Kutlandı

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Elektronik Mühendisliği Amfi 2’de, GTÜ Genç Hareket Platformu organizasyonuyla Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’i doğumunun 1446. sene-i devriyesinde anma etkinliği düzenlendi. Yazar Dr. Senai Demirci’nin konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, Emrah Ep’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Etkinlikte Metin Çakar tarafından ‘Kum Sanatı’ gösterisi de yapıldı.

Öğrencilere, hiçbir mesleğin kişiyi güzelleştirmeyeceğini fakat bizim mesleğimizi güzelleştirebileceğimizi ifade ederek sözlerine başlayan Dr. Senai Demirci, sorgulamanın önemine değinerek, “Hz. Muhammed’in Hira Dağı’na çıkma amacı Peygamber olmak değildi. İçinde bulunduğu arayış, zihnindeki sorular kendisini bir dağın mağarasına yöneltmişti. Nitekim Allah soru sormayana cevap göndermez. Hasret çekilmemiş kavuşmanın anlamsız olduğu gibi irdelenmemiş düşünülmemiş soruların da cevapları anlamsız olur” diye konuştu.

‘MESELE SİRKE DEĞİL’

Medine’de 10 yıla yakın bir süre kalmış olmasına rağmen sadece 53 gün olan askeri savaş günlerinin en çok konuşulmasının doğru bir yaklaşım olmadığını dile getiren Dr. Demirci sözlerine şöyle devam etti: “Savaş ortamında bile ders veren bir peygamberimiz var. O günün koşullarında mecbur kaldığı için, evet, savaşın içinde yer almıştır; ancak peygamberimizi savaşlarla kılıçla anarsak kendisini karikatürize etmiş oluruz. Biliyorsunuz ‘okumak’ parçaları anlam ifade edecek şekilde bir araya getirip yorumlamaktır. ‘İkra’ ifadesinden anlayacağımız da budur. Peygamberimiz davet edildiği bir yoksulun evinde kendisine ikram edilen ekmek ve sirkeyi –mahcup durumdaki ev sahibini rahatlatmak için- ‘Sirke ne güzel bir katıktır’ diye övmüştür. Şimdi bu noktada parçaları bir araya getirip anlamlandırırsak şunu görürüz. Mesele sirke değil, bir insanı mahcup etmemektir. ‘Sirke ne güzel bir katıktır’ sözünü hadis olarak alırsak anlamından yoksun bırakmış oluruz.”

VAR OLMAMIZ BİR LÜTUFTUR

İnsanın diğer tüm canlılardan farklı olarak oldukça uzun bir süre kendine yetebilme yeteneğinden yoksun olarak dünyaya geldiğini anımsatan Dr. Demirci; buna rağmen doğuştan getirdiği ‘hayret etme’ duygusuna dikkat çekerek:” Kendimize ve dış dünyaya hayret ederek bakmalıyız. Nitekim herkes kendi varlığını hak etmiş olarak görüyor. Oysa var olmamızı önemseyen bir yaratıcımız var. Kendisini köle pazarına satmaya götüren sahibine, ‘Siz benden daha iyi köle bulabilirsiniz ama ben sizden daha iyi bir efendi bulamam’ diyen köle misali Rabbimiz bizden daha iyi kullar yaratabilir ama biz ondan daya iyi bir Sahip edinemeyiz. Bizim olmadığımız binlerce yıl yaşandı şu dünyada ve hiç kimse özlemimizi çekmedi, yok olmamızdan dolayı hasret duymadı ama bizi yok olmaya satmayan, var eden bir Rabbimiz var. İşte bu var olmak hamd etmeyi gerektirir. Biraz önce söylediğim hayret ve var olmanın minnetiyle kulluğun hakkını vermeye çalışmak ‘Muhammedi’ olmayı gerektirir” diyerek sözlerine son verdi.

Daha sonra Metin Çakar tarafından izleyenlerin beğenisini toplayan ‘Kum Sanatı’ gösterisi icra edildi.

İlahi müzikleri eşliğinden Türk – İslam motiflerinin kumla sergilenmesinin ardından katılımcılara gül ve lokum hediye edildi. Etkinlikte, çocuk ve yaşlı sevgisi temalı fotoğraf sergisi de yapıldı.